Türkiye bölünüyor mu, büyüyor mu?

13 Aralık 2012, 16:34
Bu makale 2695 kez okundu
Türkiye bölünüyor mu, büyüyor mu?
Prof. İbrahim S. Canbolat
 

Amerikan istihbarat kuruluşlarınca belirli aralıklarla hazırlanan gelecek senaryolarında, ABD'nin küresel güç pozisyonu etrafında, diğer ülkeleri de kapsayan muhtelif olasılıklar gündeme getirilir.

Hem ABD, hem de   için   ve kötü senaryolar . Bunların   kısmı   yakın ya da  olasılığı   eğilimlere işaret ederken, bazıları da çok uçuk ve abartılı varsayımlar şeklinde olabiliyor. Ama   her biri   tehlike ya da   ile ilgili   tasavvur edilmesine yönelik     ufuk getiriyor siyasete.

Örneğin, 1990'ların ortalarına doğru, Türkiye ve    ilgi olarak     senaryoda, “İstanbul'un   ve   vaat eden Belediye Başkanı'nın     Türkiye'de Başbakan olacağı, İran'ın  'ye   açıp bazı bölgeleri işgal edeceği, sonra ABD güçlerinin müdahalesiyle krizin atlatılacağı” gibi çeşitli varsayımlar yer alıyordu.

Bunlar, bir tür siyaset simülasyonu olarak düşünülebilir. Hangi durumlarda, nasıl bir siyaset üretilebileceğina dair düşünsel bir hazırlık amaçlanıyor. Burada kötü gelişmenin engellenmesi için ilgili devletlerin zamanında önlemler almasına imkân sağlanmış da olabilir tabii ki. Ama aynı zamanda, Amerikan çıkarları yönünde bazı küresel eğilimlerin zımnen tahrik ve teşvik edilmesi de söz konusu olabilir.

Bugünlerde de, Amerikan İstihbarat Konseyi bünyesinde çok sayıda araştırma kuruluşu tarafından hazırlanıp yayımlanan bir senaryo var: Küresel Eğilimler 2030. Alternatif Dünyalar.

Çok geniş boyutlu olan bu senaryoyu biz, öncelikle, Türkiye ile ilişkisi ölçüsünde incelemeye çalışalım.

“Diğerleri ve Batı arasında Türkiye”

“Dünyanın çok değişken ama stratejik bir bölgesinde” bulunduğuna dikkat çekilen Türkiye, bir yandan, “diğerleri ve Batı arasında” gösterilirken, diğer yandan, “Batı'nın tarihî bir üyesi” olarak anılıyor. Belki de bu bakımdan, “uygarlık kavşağında” bir ülke olarak tanımlanıyor. Uygarlık kavramı metinde tekil olarak geçse de, biz onu farklı kültür ve uygarlıklar anlamında düşünüyoruz.

Diğerleri” kavramıyla ifade edilenler, dün gelişmiş Batı'nın gerisinde kalan, ama bugün  “gelişen ekonomiler” olarak gösterilen ülkelerdir. Türkiye de bunlar arasında yer alıyor. Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Endonezya gibi. Yine de bir fark var, o da şu: Türkiye, yukarıdaki sınıflandırmadan da anlaşılacağı gibi, birden fazla aidiyet unsurunu barındırıyor bünyesinde. Hem jeostratejik, hem de jeokültürel açıdan risk ve avantaj olgusu birlikte kendini gösteriyor. Bunlar iyi yönetildiği takdirde, Türkiye'nin gelecekte jeostratejik bir aktör (kendi kararlarını özçıkarlarına uygun biçimde kendisi alıp uygulayan bir bölgesel güç) olarak hareket etmesi kolaylaşacaktır.

Ne var ki, bunun önündeki engellerin en büyüğü, ülke içerisinde hâlen varlığı hissedilen, içsel tehdit ve meydanokuyuş olarak görülüyor. Bir yanda PKK terörü, diğer yanda bunun “Kürt Sorunu” kavramlaştırmasıyla uluslararası toplumda farklı algılanması, bütün bunlardan dolayı ise ülkede iç istikrarın sağlanamaması, en belirgin risk unsurunu oluşturmaktadır.

Senaryoda, Ortadoğu'daki Arap Baharı'nın bölgede dört ülkenin vatandaşları konumundaki Kürtler üzerinde de etkili olabileceğinden hareketle,   Türkiye topraklarından güneye doğru uzanan bir Kürdistan haritasının ihtimal dâhilinde olduğu belirtiliyor. Buna karşı en etkili önlem ise bölge ülkeleri arasında gerçekleştirilecek işbirliği olarak gösteriliyor.

Anlaşılıyor ki, PKK terörü ile bir anlamda ilintilendirilen Kürt Sorunu, bu vesileyle zımnen uluslararası siyasetin gündemine taşınmaktadır. Her ne kadar Türkiye'de Kürt vatandaşların büyük çoğunluğu tek devlet çatısı altında insan hakları ve hukuk devleti ilkeleri temelinde bir tercihten yana olsalar da, söz konusu etnik farklılık bir siyasî istismara malzeme yapılabiliyor.

Güç unsuru olarak etnik çeşitlilik

Oysa Amerika'nın güçlü yanları dile getirilirken, ülkedeki etnik çeşitlilik ile çoğulcu toplumsal yapı örnek gösterilmektedir. Niçin orada avantaj unsuru olan bir özellik, Türkiye'de risk ve tehdit unsuru oluyor? Bunu iyi sorgulamak durumundayız. Herkesin bu konu üzerinde etraflıca düşünmesinde fayda görüyouz.

Konuyu Türkiye'nin jeostratejik aktör potansiyeli bağlamında ele aldığınızda, mesele netleşir. Bugün Suriye ile başa çıkamayan bir Türkiye mi var, yoksa Suriye Krizi'nden dolayı içeride PKK terörü ile daha fazla başı derde giren ve dışarıda da etkinliği kırılan bir Türkiye mi?

Tabii ki, ikincisi. Bu bir sonuçtur. Suriye ile doğrudan bir ihtilafı yoktu Türkiye'nin. Bölgedeki siyasî koşullar ve Batılı siyasetin tercihleri yüzünden komşu ülkelerle ilişkileri gerginleşmiştir. Biraz da kendi tercihi söz konusudur burada, doğal olarak.

Türkiye'nin ve bölgenin geleceğine yönelik olarak iki husus önemlidir. Bunlardan ilki, Türkiye'nin “büyüyen ekonomiler” ya da yeni olası aktörler arasında yer almasıdır. Bu, en azından umut verici bir gelişmedir. Ama tek başına yeterli değildir.

İkinci husus, dünyada artık “güç dengesi yerine fikir/düşünce (gücü) dengesi”nden söz edilmesidir. Türkiye bu zeminde de denge oluşturucu bir fikir üretimine katkıda bulunabilmelidir. Böyle bir düşünce/fikir üretiminin yol ve yöntemi, kaynakları iyi tespit edildiğinde, ülke içinde ve dışında yapıcı etkileri görülür bunun.

Büyüyen bir Türkiye denildiğinde, hem ekonomik büyüme hem de düşünce üretimi akla gelmeli. Ülkenin senaryodaki fizikî bölünmesine karşı en etkili çözüm yolu, sözünü ettiğimiz çok yönlü düşünce üretimiyle ekonomik üretimin birbirini tamamlaması olabilir.

banner120

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    banner119
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    E-Gazete
    • Haber-Sistemi - 10 Ağustos 2011Manşeti
    Karikatür
    • Twiit
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv