"Kadınlarla çene çalmayı.."

Cemre Birand, eşi Mehmet Ali Birand'ın bilinmeyenlerini anlattı.

27 Şubat 2012 Pazartesi 15:43
Bu haber 547 kez okundu
 Robert Kolej, ardından Fransa'da Siyasal Bilgiler okudu. Mehmet Ali Birand'ın eşi Cemre Birand uzun yıllar NATO'da çalıştı. Çocuğu için kariyerini bıraktı. Şimdi kitap yazmaya hazırlanıyor, bir yandan da geziyor. Eşini en sıkı kendisinin eleştirdiğini söylüyor, öyle ki Birand yayındayken o sms atıyor.

1946 yılının 21 Mayıs'ında doğdu Cemre Birand. Aslında 20 Mayıs'ta doğacaktı, ancak yandaki odada bir kadın kocasına 'Defooool, bi daha mı!' diye bağırınca annesinin sancıları kesildi ve bir gün sonraya kaldı doğumu. Annesi Cemile, Prof. İhsan Sami Garan'ın kızıydı. Babası Ferit Güngören, İş Bankası'nda müdürdü. 1952 yılında yani henüz 6 yaşındayken babası iş için Amerika'ya gitti, annesi ve o da babasının peşinden... İki yıl orada kaldılar. Sonra yeniden Türkiye... Annesi ve babası o kış ayrıldılar. Hayatlarına Milliyet Gazetesi'nin o zamanki sahibi Ercüment Karacan girdi, annesi Karacan ile evlendi. Yeni hayatına çabuk alıştı. Annesi Amerikan Koleji'nin sınavlarına soktu. Kazandı. Mehmet Ali Birand'ın sevgili eşi Cemre Birand'ı her zaman çok merak etmişimdir. Esprili, güler yüzlü, seyahati seven, NATO'da yıllarca çalışmış Birand'la evinde buluştuk. Eskilerden başladık, bugünlere geldik...
- Nasıl bir çocukluktu sizinki?
Çok mutlu bir çocukluktu. Uzun yıllar ailenin tek kızıydım. Sonra iki kardeşim oldu. İkisi de erkekti. Aile üzerime titrerdi. Yaramaz, hareketli ve meraklıydım. Hep büyüklerin yanında olmayı, onların lafını dinlemeyi severdim. Çok uyanıktım. Çok parlak bir öğrenci değildim. Matematiğim her zaman zayıftı. Amerikan Kız Koleji'nden mezunum. Son iki yıl matematik kalkınca iftihara geçtim. Oradan da Fransa'ya gittim. Grenoble'da Siyasal Bilgiler okudum.
- Lisenin en güzel kızlarından mıydınız? Çok daha popüler kızlar vardı. Ben muzırdım.
- Ünlü okul arkadaşlarınız var mı?

Tabii. Hüsnü Özyeğin, Mehmet Emin Karamehmet hepsi bizim okuldaydı.
- Peki, okulun en yakışıklısı kimdi?
Benim hatırladığım, o zamanlar sportif erkek modaydı. O devrin en yakışıklısı Özer Çiller'di. Her ayın mayıs ayında kral seçiliyordu, o kral seçilmişti.
- O arada iki kardeşiniz oldu değil mi?
Ali ve Ömer (Karacan) doğdu.
- İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz?
Hatırlıyorum. 8 yaşındaydım, Eray diye bir çocuktu. O da bana aşıktı.
- Fransa'yı nasıl yaşadınız?
68 olaylarının gölgesinde yaşadım.

BURJUVA SİPERİNE ÇEKİLDİ
- Siyasal olarak ne kadar içindeydiniz?

Kenarındaydık. Biz mesele çıkarıyorduk sadece. Kuru gürültü yapıyorduk. Kafelerde buluşup, müthiş hararetli tartışmalar yapıyorduk.
- O yılların sizin siyasi görüşünüzde bir etkisi var mıdır?
Sosyal demokrat bir aileydik. Sonuçta İstanbul burjuvazisiydik. Biz ne kadar solcu olabilirsek, o kadar olduk.
- İstanbul burjuvazisi olarak o dönemlerde İstanbul'u nasıl yaşıyordunuz?
İstanbul o zaman evlerde yaşanıyordu. Sinemaya, tiyatroya, konserlere çok gidilirdi. Mazbut diyeceğim bir hayattı.
- Bugün burjuva var mı?
Bugün burjuva siperine çekilmiş vaziyette. Herkes giyiminde, markasında.
- Gerçek burjuvaziyi nasıl tanımlarsınız?
Geçmişten birikimi olan, hazmetmiş insanlardır. Hayat kalitesi olan, kaliteyi bilen ve onu yaşayabilendir. Gösteriş, marka tutkusu yoktu. Her zarf açılışında insanlar sokakta değildi.
- Siz hala o hayatı mı sürdürüyorsunuz?
Dışarı çıkıyoruz ama kendi aramızda olmayı tercih ediyoruz.

EVLİLİK TEKLİF ETTİ, SONRA 6 AY SES YOK
- Peki, Fransa'dan döndünüz, sonra ne yaptınız?

Milliyet'te çalıştım. Sonra Shell'de... Ve Mehmet Ali'yle evlenip Brüksel'e gittim.
- Nasıl tanıştınız?
Aslında Kulüp 33'ün açılışında tanıdım.
- Milliyet'te tanışmadınız yani?
Hayır. Hatta Mehmet Ali 'biz kısa etek istemiyoruz' diye karşı çıkmış benim orada çalışmama. Bir yıl sonra flört ediyorduk.
- Milliyet aynı zamanda ailenizin sahip olduğu bir gazeteydi, değil mi?
Evet, üvey babamın gazetesiydi.
- Hiç orada daha farklı bir konumda çalışmanız teklif edilmedi mi, bir veliaht gibi örneğin?
Hiiiç. Ne ben o yaklaşımda bulundum, ne etrafımdakiler.
- Milliyet'te ne yaptınız?
Dış haberlerdeydim. Beni kadın haberlerine, gelen meşhurlara yollarlardı. Moda defilelerine gider, bir de Sami Kohen'e yardım ederdim.
- Sevmediniz mi gazeteciliği?
Sevdim ama çok az para veriyorlardı. Maaşım 700 TL'ydi, Shell'de çalışmaya başladığımda 2.500 TL alıyordum.
- Sizin paraya ihtiyacınız yoktu ki...
Aslında vardı. Çünkü o sırada annem boşandı. Daha kapsamlı bir işe geçmek zorunda kaldım. 2 yıla yakın çalıştım. Sonra da evlenip Brüksel'e gittim.
- Nasıl evlenme teklif etti?
Yılbaşı gecesi Uludağ'da. 'Evet' dedim, ondan sonra da bir daha lafını etmedi.
- Nasıl yani?
6 ay falan konuyu açmadı. Annem sordu, 'Kızım emin misin doğru duyduğuna' diye. Meğer, Brüksel işini ayarlıyormuş. 'Eylülde evleniyoruz' dedi, evlendik, bir hafta sonra Brüksel'deydik.
- Evliliğiniz için bir şeylerden vazgeçtiniz mi?
Hiç. Evliliğimizde herkes kendi hayallerini gerçekleştirmek için birbirine yer bıraktı. Mehmet Ali, iş hayatına kendini verdi, ben de 20 yıl NATO'da çalıştım. İşi bıraktıktan sonra da hayatımı yaşadım. Seyahat etmeyi çok severim.
- Seyahat planlarını siz hazırlarmışsınız?
Evet, Mehmet Ali hiçbir şey sormaz. Hepsi bendedir. Kendi arkadaşlarımla da bütün Asya'yı dolaştık.
- En çok hangisinden etkilendiniz?
Hindistan.
- Yoga yapıyor musunuz?
Hayır. Benim hayat felsefem bugün burada ne varsa o yaşanır şeklinde.
- Hiç hayatınızda 'yarın' endişesi yaşamadınız mı?
Hayır. Hiçbir zaman bir korku duymadım. Çünkü hem kendime, hem de Mehmet Ali'ye çok güveniyordum. Biz sıfırdan başlamış bir aileyiz. Annem ayrıldıktan sonra üzerimden o Milliyet ailesinin görkemi kalktı. İyi okumuş bir kadın olarak hayatımı sürdürdüm.

HEP POZİTİF DÜŞÜNÜRÜM
- Her şey gittiğinde de mi korkmadınız?

Hayır. O tip insan değilim ben.
- Kitap yazsanız...
4 yıldır kafamda bitirdim ama oturup yazamadım. Seyahatlerim ve hayatımı birleştirdim. Beş yaşında Amerika'ya gitmişim, NATO'da çalışırken tank kullandım, Endonezya'da sele kapıldım. Seyahatlerim ve geçmişimi birleştireceğim.
- Nasıl bir annesiniz?
Tek oğlum var. Oğlum 10 yaşındayken işi bıraktım. Çünkü gidiyor diye düşündüm, topuğundan yakaladım çocukluğunu. Kariyerimi bırakıp oğlumla olmak istedim. Arkadaş gibiyiz.

ALİ KIRCA'YI DA BEĞENİRİM
- Peki, ne seyredersiniz?

Dizilerim var. CSI izlerim. Polisiye severim.Yerli dizi izlemem.
- Haberi sever misiniz?
5 gazeteyi her gün başından sonuna okurum. Akşam Mehmet Ali geldiğinde onunla haberleri konuşurum. Haberleri izlerim zaten.
- Mehmet Ali Bey'i eleştirir misiniz?
Çok eleştiririm. Ekrandayken SMS atarım. Bazen iyi kaldırır, bazen söylenir.
- Sizce en iyi anchor kim?
Mehmet Ali diyeceğim ama... Ali'yi (Kırca) de seviyorum. İkisi arasında gidip geliyorum, Mehmet Ali sinirleniyor bazen.

KANSER OLDUĞUMDA 'NEDEN BEN?' DEDİM
- Nasıl öğrendiniz kanser olduğunuzu?

Rutin kontrolde öğrendim.
-Korktunuz mu?
Ödüm koptu! 'Neden bana, ben ne yaptım ki bu benim başıma geldi?' diye sordum ve tabii ki 'Ölecek miyim?' diye soruyordum. Bu korkunç isimli bir hastalık çünkü. Doktora gide gele bunun bu kadar korkulacak bir şey olmadığını, çaresi olduğunu anladım. Kontrollerimi aksatmıyorum. Ve artık gittiğim zaman bana nasılsa bir şey olmayacak diye gidiyorum. Bitmiştir bu iş...
- Hep pozitif kalmayı nasıl başarıyorsunuz?
Böyleyim ben. Onun bunun gribine telaş göstermem. Kötü bir şey olursa kuvvetli olmalıyım üstelik. Çünkü ben bir ailenin tek kızıyım.
- Derdinizi paylaşmaz mısınız?
Problemlerin dört duvar arasında, aile içinde kalması gerektiğine inanırım. Hiçbir şeyimi dışarıya göstermemem öğretildi bana... Annem öğretti. 'Ne olursa olsun, dışarıya karşı hep iyi görün' dedi.
- Bu aslında içinizde fırtınaların koptuğu anlamına gelir mi?
Tabii ama ben hallediyorum. Varsa da görmezden geliyorum...

MEHMET ALİ KADIN OLSA FİNGİRDEK OLURDU

- Aşkınızın haber aşkına yenildiği oldu mu?
Her zaman. Mehmet Ali'nin hayatının birinci önceliği işidir. İkincisi de ben, oğlum, ailesi... İş olunca üzerimizden basar ve gider.
- Hiç unutamadığınız, basıp geçtiği bir an var mı?
Olmuştur ama kötü şey düşünmemeye gayret ediyorum. Mutlaka kırılmışımdır, bakın şu anda sinirlendiğimi hissediyorum. (Gülüyor) Evlenme yıldönümüdür, ben müthiş bir seyahat ayarlamışımdır. O haber için gitmiştir.
- Kıskanır mısınız?
Her zaman kıskanırım. Sağa sola bakar, ben de merak eder bakarım.
- Flörtöz müdür Mehmet Ali Bey?
Fingirdektir. Kadın olsaydı fingirdek olurdu. Kompliman yapmayı sever. Kadınlarla çene çalmayı sever.
- Şimdilerde ne yapıyorsunuz?
Kardeşimin Private Class diye bir şirketi var. Prada'nın, Burberry'nin açılışını yapıyoruz örneğin. Daha çok seyahat organize ediyorum.
- İlk seyahat planınız neresi?
New York. Sonra da Hindistan'a gideceğim.
- Kaçıncı kez Hindistan?
16.
- Nedir Hindistan'ın büyüsü?
Hikayelerini seviyorum. Gittiğim yerler çok güzel. Saraylarda kalıyorsunuz. İnsanlarını, gide gele kokusunu bile sever oldum.

banner120

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    banner119
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    E-Gazete
    • Haber-Sistemi - 10 Ağustos 2011Manşeti
    Karikatür
    • Twiit
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv